Hamd ezelden ebede kadar her kim tarafından ve her kim için yapılıyor olursa olsun yalnız AZİZ ve CELİL olan ALLAH'a aittir
ALLAH'ı Bilmek
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

ALLAH
VEHHAB
TEMEL ANLAMI:
* Rızk, mal-mülk, hidayet, sağlık, afiyet, şöhret, makam, saygınlık, ilim, basiret, hikmet v.b. maddi ve manevi nimetlerin her ikisini birden ve sınırsız olarak ve hiçbir karşılık beklemeden sürekli olarak veren. “Ve katından bize bir rahmet ver. Şüphesiz Vehhab Sensin, Sen!” (3/Al-i İmran:8)
* Kullarının çalışıp kazanmakla elde edemeyeceklerini, onlara vermeye kadir olan.
TEMEL ANLAMIN AÇILIMI VE İKİNCİL ANLAMLARI:
* Verdiğinin karşılığını beklemeyen ve sitem etmeyen. Kendisine isyan edildiği ve günah işlendiği için ikram ve nimetlerini kesmeyen.
* “Hak etmeyenlere de lütuf ve ihsanda bulunan.”(Halimi) Örneğin yok olan bir şeyin yaratılıp, varlık meydanına çıkartılması gibi.
* “Vehhab isminin tecelli ederek ALLAH’ın kuluna bağışta bulunması, bir babanın hiçbir karşılık beklemeden evladına, sadece o, kendisinin evladı olduğu için bağışta bulunması gibidir.”(Gazali)
* “Kulunu hayırlı amellerde başarılı kılan.”(Matüridi)
* “Hibe ettiği şeyler çok çeşitli olmadıkça, daima fazla fazla vermedikçe ve bağışı devam etmedikçe Vehhab adı hak edilmez. İnsanlar ancak sahip olabildikleri mal ve maddi değerleri hibe olarak verebilirler. Dolayısıyla onların hibe etme güçleri sınırlıdır. Bu yüzden hastaya şifa, kısır olana çocuk, sapıklıkta olana hidayet, sıkıntı ve belada olana esenlik ve afiyet veremezler. Oysa ALLAH, bütün bunları vermeye ve hibe etmeye kadirdir.” (Hattabi)
* “Gerçek şu ki ALLAH’ın dışında karşılıksız bir şey veren hiçbir mülk sahibi yoktur.”(İzzeddin Cemel)
TAMAMLAYICI BİLGİLER:
* “ALLAH’ın hibe ve lütfu, herhangi bir nimet ve iyiliğe bağlı olmaksızın gelendir. O’nun hibe ve lütfunda hiçbir acı ve zarar bulunmaz. İçinde acı, zarar ve zorluk bulunan nimet ve iyilikler hibe sayılmaz. ‘Ve katından bize bir rahmet ver. Şüphesiz Vehhab Sensin, Sen!’ (3/Al-i İmran:8) ayetinin anlamı budur. ALLAH bu ayetle salih kullarına nasıl ibadet ve dua etmeleri gerektiğini, içinde bir zorluk ve zararın bulunmadığı nimet ve ihsanının nasıl isteneceğini, inkarcıların sapıklığını arttırmak için ALLAH’ın kendilerine üst üste verdiği lütuflardan (istidraç) nasıl korunmak gerektiğini öğretmektedir.”(Ebu Bekir b. El-Arabi)

PRATİK BOYUT:
* Kendisine peygamberlikle birlikte o güne kadar hiç kimseye verilmemiş ölçüde dünya nimeti de verilmiş olan Hz. Süleyman, ALLAH’ın bu çift boyutlu ve eşsiz lütfunu O’nun Vehhab ismini zikrederek istemiştir: “Rabbim! Beni bağışla! Ve bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık ver! Çünkü Sensin o Vehhab olan Sen!” (38/Sad:35) Bu Kur’an sırrından anlaşılıyor ki, ALLAH’ın maddi ve manevi nimetlerini çok geniş ölçüde ve bir arada isteyen kullar bu dileklerine Vehhab ismini aracı ve şefaatçi yapmalıdır.
* Bu ismin tecellisine ayna olan insanlar, ALLAH’ın hem maddi hem de manevi nimetlerini bol bol vererek, her iki anlamda da zengin kıldığı kişilerdir.
* Vehhab isminin tecellisine araç olanlar ise insanları maddi ve manevi olarak donatıp, hem refah içinde hem de müttaki bir kul olmaları için uğraşan ve bu uğraşıları karşılığında da onlardan bir şey beklemeyen kişilerdir. Bunlar genellikle Mü’min devlet adamları arasında bulunur. Ünlü halife Ömer b. Abdülaziz gibi.
* Vehhab isminin bilincine ermiş olan Mü’minler, maddi ya da manevi hiçbir lütuf için ALLAH’tan başka hiçbir varlık karşısında beklentiye girmezler. Malını ALLAH yolunda sarf eder, rahatını ALLAH için terk eder ve bu fedakarlıkları nedeniyle de mükafatını sadece ALLAH’tan beklerler. Bu konudaki ihlas ve azimleri sayesinde de istediklerine kavuşurlar.
* Her şey ALLAH’ın mülkü olduğundan ve O dilemedikçe hiç kimse hiç kimseye hiçbir şey veremeyeceğinden, sebepler kim ve ne olursa olsun gerçekte veren tek başına ALLAH’tan başkası değildir. Sebepleri aşarak bütün lütufların sadece O’ndan geldiğini bilenler ise Vehhab isminin tecellisinden nasibi olanlardır.
* Gazali: “Mü’min kul, ALLAH’tan Cennet’te dahil olmak üzere hiçbir karşılık beklemeden, kullukta bulunursa bu durum o kişide Vehhab isminin güçlü bir biçimde tecelli ettiğini gösterir.”
