Hamd ezelden ebede kadar her kim tarafından ve her kim için yapılıyor olursa olsun yalnız AZİZ ve CELİL olan ALLAH’a aittir

ALLAH’ı Bilmek

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

ALLAH

MARİFETULLAH VE ESMAÜ’L-HÜSNA

– Hz. Muhammed (SAV): “Bollukta ALLAH’ı tanı ki zorlukta da ALLAH seni tanısın. (Ahmed b. Hanbel, Müsned: 2666; Tirmizi: 2516) (El Avde, 2025: 15)

“Kulları Rablerine yönlendiren neden, en güzel duygu ve en asil his olan sevgi hissidir. Sevgi, ümidi ve korkuyu iptal etmez; bunlar insanın fıtratında vardır. Bu nedenle peygamberler Rablerine korkarak ve özleyerek, yalvararak ve çekinerek dua ederlerdi. Nitekim bu hakikat ayet-i kerimede şöyle beyan edilmiştir: ‘Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, (rahmetimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.’ (21/Enbiya: 90)” (El Avde, 2025: 27)

“Kainattaki her varlık, ilahi isimlerin bir yansıması olarak yaratılmış; insan ise bu isimleri tanıma ve onların anlam dünyasında kulluk bilincini derinleştirme imkanı ile şereflenmiştir.” (Saçmaözü, 2026: 13)

“İslam düşüncesinin klasik döneminden itibaren pek çok alim, müfessir ve mutasavvıf yaratılışın nihai gayesinin ALLAH’ı tanımak ve bu tanımanın sonucu olarak kulluk sorumluluklarını yerine getirmek olduğunu vurgulamıştır. Bu yaklaşım, marifetullah kavramı çerçevesinde, ALLAH’ın isim ve sıfatlarını bilmenin insanın manevi gelişimi ve kulluk bilinci açısından temel bir basamak olduğunu ortaya koymuştur. Böylelikle, Esma-i Hüsna yalnızca teolojik bir kavramsallaştırma değil, aynı zamanda insanını varoluş gayesini anlamlandırmasına ve ahlaki tutumlarını şekillendirmesine imkan tanıyan bir referans alanı olarak değerlendirilmektedir.” (Saçmaözü, 2026: 18)

– Hamd, inayet ehli kullarına en yüce ve en şerefli tecelligah ile süslensinler diye en güzel isimlerini (esmaü’l-hüsna) giydiren ALLAH’a aittir. (İbn Arabî, 2026: 13)
– Hak Teala’nın isimleri iki kısımdır: ALLAH’ın bizlere öğrettiği isimler ve gayb bilgisinde Kendisine tahsis ettiği isimler. (Kendisine tahsis ettiği) o isimleri yarattıklarından hiç kimseye öğretmedi. Bu, sahih hadiste de belirtilmiştir. (İbn Arabi, 2026: 17)
– Hak Teala’nın isimleriyle taalluk (ilgi, alaka), tahakkuk (gerçekleşme) ve tahalluk (ahlaklanma) ise kul içindir. (İbn Arabi, 2026: 18)
– Münezzeh ALLAH’ın özel isim yerine geçen ALLAH ismi dışında bütün isimleriyle tahakkuk ve tahalluk mümkündür. ALLAH ismi özel bir taalluk içindir. Çünkü ALLAH ismi zata delalet eder. (İbn Arabi, 2026: 18)

Ebu Hüreyre: Efendimiz (SAV) dedi ki: “ALLAH’ın doksan dokuz, yüzden bir eksik ismi vardır, kim onları sayarsa cennete girer.” (Buhari: 2736; Müslim: 2677) Şimdi bu değerli ve önemli hadis üzerinde biraz duralım.
1- Cenâb-ı ALLAH’ın isimleri çoktur. Bu hadis, esmâ-yı hüsnayı doksan dokuzla sınırlandırmayı hedeflemiyor. Bilakis Peygamberimiz (SAV) İbn Mes’ud’un (RA) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Rabbine dua ve niyazda bulunarak şöyle demiştir: “Onunla kendini isimlendirdiğin veya kitabında indirdiğin veya yarattıklarından birine öğrettiğin veya gayb aleminde kendine tahsis ettiğin, Sana ait her bir isimle Senden istiyorum…” (Ahmed b. Hanbel, Müsned: 3712)
Yüce Mevlâ’nın Kendi Zatına verdiği isimler vardır. Kur’an-ı Kerim’de var olan isimler gibi. Bunların bir kısmını Kur’an-ı Kerim’de zikretmiştir. Bir kısmını ise yarattıklarından nebilerin, rasullerin, yakın meleklerin veya dilediği varlıkların bazılarına öğretmiştir.
Yine O’nun güzel isimlerinden gayb ilminde Kendine ayırıp, Katında sakladığı, bundan dolayı hiç kimsenin bilmediği isimleri de vardır. zira Yüce ALLAH, azamet/ululuk sıfatlarından yaratılmışların idrak edemeyeceği sıfatlara sahiptir. Çünkü O, apaçık gerçek ilah, sonsuz (mutlak) güzellik, sonsuz kemal, sonsuz cemal, sınırsız büyüklük ve sınırsız kudret sahibidir. Dolayısıyla Cenâb-ı ALLAH’ın Kendisinden başkasının kavrayamayacağı isim ve sıfatları vardır. Bahsedilen doksan dokuz isim ise kulların idrak edebileceği özelliklere sahiptir. Peygamberimiz’in (SAV) dediği gibi bunlardan bazılarını kim sayarsa cennete girer.
2- Cenâb-ı ALLAH’ın isimleri tevkifidir (vahiy tarafından belirlenmiştir). Bundan dolayı hiçbir insanın onu belirleme hakkı yoktur. O’nun isimleri sadece Kur’an ve Sünnet’te isim vasfıyla yer alan kelimelerdir.
(…)
3- Cenâb-ı ALLAH’ın güzel isimlerinden bazıları sadece O’na hastır/aittir, bundan dolayı onlarla başkasını adlandırmak/onları başkalarına isim olarak vermek caiz değildir. Rahman ve ALLAH, O’na ait isimlerdir. Ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: ‘İster ALLAH diye çağırın, ister Rahman diye çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.’ (17/İsra: 110)
Her şeyi duyan ve hakkıyla gören gibi diğer isimler ise başkalarına verilebilir. İnsan bunlarla nitelendirilip isimlendirilebilir. Nitekim ALLAH Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur: ‘Şüphesiz Biz, insanı karışım halindeki az bir sudan yarattık ve onu imtihan edeceğiz. bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.’ (76/İnsan: 2)
(…)
4- Peygamberimiz’in (SAV) ‘ALLAH Teala’nın doksan dokuz, yüzden bir eksik ismi vardır, kim onları sayarsa cennete girer’ sözünde geçen ihsâ (sayma) kelimesinin anlamı, birkaç mesele içermektedir. Şöyle ki:
a) Bu isimlerin insanın sayabileceği şekilde öğrenilip ezberlenmesi. Ulemadan bir topluluk, bu isimlerin Kur’an ve sahih sünnetten çıkarılıp sayılmasına özel ilgi göstermiştir. Bu, Cenab-ı ALLAH’ın güzel isimlerinin sayılması anlamına dahildir. (…)
b) Cenâb-ı ALLAH’ın güzel isimlerinin anlamlarının öğrenilmesi de onların ihsası/sayılması anlamına dahildir. Zira bu isimler, ne semboliktir, ne câmiddir ne de anlamı kapalı isimlerdir. Bilakis apaçık Arapça isimlerdir ve insanlardan onların manalarını anlamaya çalışması istenmiştir. Bu nedenle ilahi isimlerin manalarını açıklayan özet bir kitaptan bile olsa insanın onları öğrenip anlaması şarttır.
(…)
c) Cenâb-ı ALLAH’a bu isimlerle dua etmede ısrar etmek lazımdır. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur: ‘En güzel isimler ALLAH’ındır.O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.’ (7/A’raf: 180) Zira ALLAH Teala, esma-yı hüsnasıyla Kendisine dua edilmesini sever.” (El Avde, 2025: 21 vd.)

“Esma-i Hüsna’yı bilmenin en önemli faydaları arasında sağlam bir tevhid akidesi inşa etmek yer almaktadır. Bu sayede mümin, hayatın her anında ve alanında ALLAH’ın hazır ve nazır olduğunun bilincini diri tutmakta; bu bilinç de ahlaklı bir hayat sürmeye ve ALLAH’a kurbiyet kesbetmeye vesile olmaktadır.” (Saçmaözü, 2026: 21)
“Araştırmacılar, Tirmizi ve İbn Mace’de yer alan rivayetlerde zikredilen isimlerin dışında Kur’an’da Esma-i Hüsna kapsamında değerlendirilebilecek başka isimlerin de bulunduğunu belirtmekte; Kur’ani referanslara dayanarak bu sayının 155’e hatta 313’e kadar çıkabileceğini ifade etmektedir.
(…)
Mevcut bütün görüş ve düşüncelerden hareketle kanaatimizce ALLAH’ın isimlerinin mahiyet itibarıyla sonsuz ve sınırsız olduğu sonucuna ulaşmak mümkündür. Zira mutlak ve aşkın bir varlık olarak ALLAH, yaratılmışların ölçütleriyle kuşatılamayacak bir zata ve mükemmel ef’ale sahiptir. Bu nedenle O’nun isimleri de sadece belli sayılarla sınırlandırılabilecek veya insan idrakinin kategorilerine indirgenebilecek bir yapı arzetmez; aksine, ilahi hakikatin sınırsız tecellilerinin farklı yönlerine işaret eden çok boyutlu bir anlam alanı ortaya koyar. Buna karşılık, insanın akıl, idrak ve duyu yetilerinin sınırlı oluşu, bu isimlerin ancak bir kısmının anlaşılması ve tefekkür edilmesine imkan tanır. Dolayısıyla Esma-i Hüsna listeleri, aslında ilahi isimlerin tamamının değil, insanın algı ve ifade kapasitesine sunulmuş olan belirli bir kısmının sistematik tasnifi olarak değerlendirilmelidir.
(…)
– “Bazı hadis metinlerinde Esma-i Hüsna’yı sayıp okuyanın cennetle müjdelendiğinin omurgasını teşkil eden ‘ihsâ’ kelimesi, saymak, ezberlemek, anlamak, hakkını vermek, manalarıyla öğrenmek gibi anlamlara gelmektedir. Bu bağlamda, Müfessir Kurtubi (öl. 671/1273) ise kelimenin tam bir ihlasla sayma manasında olduğunu söylemiştir.” (Saçmaözü, 2026: 36)
– “…’ihsâ’, Esma-i Hüsna’nın sadece telaffuz edilmesini değil, aynı zamanda manalarının anlaşılması, ahlaki ve ruhsal yaşantıya yansıtılması gibi çok boyutlu bir pratik alanını da ifade etmektedir. Dolayısıyla bu yaklaşım, Esma-i Hüsna’nın mümin için bir değerler sistemi ve yaşam rehberi haline gelmesini sağlayan bir çerçeve sunmaktadır.” (Saçmaözü, 2026: 36)

 

KAYNAKÇA:
El AVDE, S. (2025), Esmâ-yı Hüsnâsıyla ALLAH’ı Tanımak, İstanbul: Beka Yayınları.