Hamd ezelden ebede kadar her kim tarafından ve her kim için yapılıyor olursa olsun yalnız AZİZ ve CELİL olan ALLAH'a aittir
ALLAH'ı Bilmek
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

ALLAH
ALLAH (CC)
"ALLAH Teala adı, uluhiyet ve rububiyet sıfatlarının tümünü kapsayan ve 'Yüce Zat'ı gösteren isimdir. Zira bu isim, sadece O'na ait olup, başkasının onunla bir ilişkisi yoktur. Başkasına verilemez ve yaratılmışlardan hiçbiri onu talep edemez." (El Avde, 2025: 30)
-"ALLAH' lafzı, Kur'an-ı Kerim'de en sık tekrarlanan ve en temel teolojik referans noktası olarak öne çıkan kelimedir. Bu lafz-ı ilahi, O'nun zatını ve aşkın otoritesini ifade etmesi bakımından Kur'an'ın merkezi kavramları arasında yer almakta ve diğer ilahi isimlerin anlam alanlarına da temel teşkil etmektedir. Bu kelime, zıt anlamları da cem eden şanı yüce ALLAH'a mahsus bir isimdir. Bu bağlamda kelam alimleri de 'ALLAH' ismini varlığı zorunlu ve bütün övgülere layık olan yüce zatın adı olarak beyanda bulunmuşlardır. Çoğul şekli bulunmayan 'ALLAH' lafzı, ayetlerde 2697 defa, 5 kez de 'Allahümme' biçiminde yer almıştır. böylece ayetlerde toplam olarak 2702 defa zikredilmiştir.
ALLAH lafzının etimolojik kökeni hakkında İslam alimleri ve şarkiyatçılar tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu hususta iki hakim görüş öne çıkmıştır. Bunlara kısaca değinmek yerinde olacaktır. Bunlardan birisi, ALLAH kelimesinin herhangi bir kökten türemediği, gerçek mabuda mahsus bir isim olduğu, bilinen bir manası ve kökü olsa da ALLAH'a izafe edildiği için bütün manasını kaybettiği görüşüdür. Diğeri de muhtelif köklerden türetilmiş bir isim olduğu görüşüdür." (Saçmaözü, 2026: 40)
- "ALLAH lafzının alemlerin rabbinin zatına işaret etmesi nedeniyle ism-i a'zam olduğu yorumları da kaynaklara intikal etmiştir. Ayrıca bu lafzın, ALLAH'ın zatına has bütün kemal sıfatları ifade eden ism-i ilahi olduğu da ifade edilmiştir. Aslında ayet ve hadislerde geçen diğer isimlerin vasıf ve nitelikten ibaret birer sıfat olduğu ve sadece ALLAH isminin uluhiyete delalet ettiği bilinen bir husustur. Yine Sübhan da isimlerin en özel olanlarından birisidir. Diğer isimler sadece kullanıldığı anlama tahsis olunmuştur. ALLAH ismi, ihata ettiği mana itibarıyla Esma-i Hüsna içinde en büyük isimdir. Diğer isim sıfatların mevsufu durumundadır. Yani ALLAH ismi, Esma-i Hüsna'nın kalbi mesabesindedir. Haliyle bütün isim ve sıfatlar O'na yöneliktir.
ALLAH ismi, içinde uluhiyet ve azameti barındıran bir isimdir. Kur'an-ı Kerim'de onun eşi ve benzerinin olmadığı belirtilmiştir. Tarihin akışı içinde putperestlerden hiç kimse, ilahlarına 'ALLAH' lafzını kullanmamıştır. Söz gelişi ilahlık iddiasında bulunan Firavun, kavmine 'sizin en yüce rabbiniz benim' (79/Naziat: 24) diyerek hitapta bulunmuştur. Haşr suresi 22. ayette de tıpkı Ayetü'l kürsi de olduğu gibi alemlerin rabbi ALLAH; diğerleri de ilah olarak isimlendirilmiştir. Dolayısıyla hiçbir ilah için kullanılmayan 'ALLAH' kelimesi, gerçek yaratıcıya ve ibadet edilmeye layık olan zata mahsus özel bir isim olmuştur.
Kur'an'ın nüzulü sırasında Arap coğrafyasında hakim olan putperestler de ALLAH ismini taptıkları tanrılara vermemiştir. Ayrıca diğer tanrılara ibadet etmekten maksadın, ALLAH'a yakınlaştırma anlayışını olduğunu ifade ettikleri zikredilmiştir." (Saçmaözü, 2026: 41)
- "ALLAH isminin diğer Esma-i Hüsna'nın tamamlayıcısı olduğu, ekser rivayetlerde 99 isim zikredilse de ALLAH lafzı ile Esma-i Hüsna'nın 100'e tamamlandığı ifade edilmektedir. Kur'an'da ALLAH'ın adıyla yapılması istenilen bazı fiil ve eylemler bulunmaktadır. ALLAH'ın adıyla okuma işleminin yapılmasının her surenin başında yer alması, bunlardan birisidir." (Saçmaözü, 2026: 43)
- "ALLAH lafzındaki harfler eksiltildiğinde yine O'na ait bir mana ortaya çıkmaktadır. 'ALLAH' kelimesinin başındaki elif kaldırılsa geriye lillahi ifadesi kalır; bu 'ALLAH'a mahsustur' anlamına gelir. Nitekim 'göklerin ve yerin orduları ALLAH'a mahsustur' (48/Fetih: 7) ve 'göklerin ve yerin hazineleri ALLAH'a mahsustur' (63/Münafikun: 7). Lillahi lafzının başındaki lam kaldırılırsa lehu (O'nundur) ifadesi meydana gelir: '...göklerin ve yerin anahtarları O'nundur' (42/Şura: 12); 'mülk O'nundur ve hamd O'na mahsustur' (64/Tegabun: 1). Lehu lafzının başındaki lam da atılınca hu kalır; bu, hüve zamirinin sonundan eksiltilmiş şeklidir ve 'O' anlamına gelir. Bu kullanım da Kur'an-ı Kerim'de ALLAH'a nispet edilir: 'De ki: O ALLAH'tır, tektir' (112/İhlas: 1); 'O, Hayy'dır; O'ndan başka hiçbir ilah yoktur' (40/Mü'min: 65)" (Saçmaözü, 2026: 43)
-"Ürdün Yermük Üniversitesi yüksek lisans eğitimine devam eden İspanyol asıllı bir öğrenci, 'ALLAH' lafzındaki fonetiğe dair şu şekilde ilginç bir tespitte bulunmuştur: 'ALLAH' lafzının kendine has bir fonetiği olması nedeniyle diğer isim ve sıfatlardan farklılık arz etmektedir. Lafızdaki tüm harfler, karın boşluğundan çıktığı için dudakları ve yüz hatlarını hareket ettirmeden söylenebilmektedir. Dolayısıyla ALLAH'ı anmak isteyenler bunu izhar etmeden yapabilmeye muktedir bulunmaktadır." (Saçmaözü, 2026: 44)

- "ALLAH isminin, Kur'an'da yer aldığı ilk ayet şudur: 'Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın adıyla' (1/Fatiha: 1). ALLAH isminin Kur'an'da en son geçtiği ayet de şudur: 'De ki: O, ALLAH'tır, tektir. ALLAH Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, O, hiçbir şeye muhtaç değildir. (112/İhlas: 1-2)" (Saçmaözü, 2026: 44)
- "Zıtları birleştiren isim, ihata edilemez, idrak edilemez ve gerçekte hiç bilinemez olan..." (Demirli, 2024: 17)
- "Zata mahsus isim, bütün isimlerde ortaya çıkan anlamların hepsini kendisinde toplayan ve bu sebeple Hakk'ın şanına layık şekilde O'nun zatının özel ismi olan en yüce isim. Bütün isimler bu yüce ismi anlatmak üzere söylendi; her isim ALLAH ismine bir delil ve işaret sayıldı. ALLAH ismini anlayabilseydik öteki isimlere gerek olmayacaktı. Bir ismi anlamak için verilmiş bütün isimler!" (Demirli, 2024: 18)
- "İsim, bir şey hakkında bize bilgi veren alamet veya o şeyin bize görünen niteliği demektir. İlahi Zat, insana meçhuldür ve ALLAH ismi bu belirsizliği anlatır: Ezeli ve ebedi olarak bilinemez olan! 'Bilinemez olan' bir tenzih ifadesidir. Tenzih, değildir şeklindeki hükümlerimizdir. 'ALLAH' dendiğinde akla gelebilecek her şeyden tenzih ve takdis ettiğimiz bir varlığa işaret edilir. Bununla birlikte tenzih insanı çaresizliğe düşürür, insan ile ALLAH arasındaki alakayı azaltır ve bazı durumlarda koparır. Çünkü insanın hiç bilemeyeceği bir şeyin ardından gitmesi söz konusu olamaz. Zihne bir bilgi lazımdır ve insan o bilginin hazzı ile öteki bilmediklerinin peşinden gider." (Demirli, 2024: 20)

-"Hiçbir ilahi isim ALLAH ismiyle karşılaştırılamayacağı gibi ALLAH ismini de öteki isimler arasinda bir isim olarak mütalaa etmek doğru değildir. ALLAH ile öteki isimler arasındaki ilişki, birlik-çokluk ya da asıl-fer ilişkisi gibi düşünülebilir. ALLAH, zatın birliğini anlatırken öteki isimler bir olan zatın alemde ortaya çıkan farklı tecelli ve yönlerine işaret eder." (Demirli, 2024: 21)
- "ALLAH ismi, bulunduğu durumda anlam kazanır. Söz gelişi bir hasta için ALLAH ismi eş-Şâfî iken, dalalete düşmüş bir insan ALLAH dediğinde bu belirsiz isim el-Hâdî; borçlu insan ALLAH dediğinde bu isim ed-Deyyân olarak mana kazanır (taayyün). İlahi isimler ile ALLAH isminin ilişkisi budur!" (Demirli, 2024: 23)
- "ALLAH, ism-i câmi'dir.' Bu itibarla ALLAH ismi, öteki bütün isimlerin yerini alır. Her isim ALLAH isminin vekili iken ALLAH ismi onların hepsinin yerine kullanılabilir. Bu sebeple bir insan dua ederken ALLAH ismini zikrettiğinde başka bir ismi zikretmese de o isim kişinin haline göre anlam kazanır. Başka bir anlatımla insan hastalık esnasında 'ALLAH' dediğinde, eş-Şâfî (şifa veren) ismini kastetmiş demektir. Merhamet kasteden insan 'ALLAH' dediğinde, aslında O'na 'Rahman' demiş olmaktadır. ALLAH isminin 'manasız' olması, bu kez bütün anlamların kaynağı haline gelmesini izah eder. Mana tecellide ortaya çıkar ve insanın durumu manayı şekillendirir. Sufiler bu mesele üzerinde önemle durmuşlardır ve ALLAH isminin bütün ilahi isimlerin manalarını kendinde toplamasından hareketle ahlaki hayata ilke olabilecek neticeler çıkarmıştır. Bu yönüyle 'ALLAH' bütün esmadır ve her bir isim ALLAH'a varır. Büyük arif-şeyh Ebu Medyen'in (ö.594/1198) müritleri kendisine gelerek başka müritlerin ALLAH'ın isimlerinden farklı pek çok ismi zikrettiklerini, kendilerinin ise sadece ALLAH ismini zikrettiklerini söyleyerek şikayet ederler. Buna mukabil Ebu Medyen bir ayet-i kerimeye atıf yaparak şöyle der: 'ALLAH kuluna kafi değil mi?' (39/Zümer: 36). Hiç kuşkusuz Ebu Medyen'in dikkati çektiği husus, ALLAH isminin kuşatıcılığıdır ki bütün isimler kendisinde toplandığı için ALLAH demek-söz gelişi- doksan dokuz ismi birden zikretmek demektir." (Demirli, 2024: 42)
- "İsm-i cami, yani ALLAH ismiyle kevn-i cami, yani insan arasında güçlü bir irtibat vardır. Varlıklar içinde insanın durumu ile 'ALLAH' isminin durumu birbirine benzer. İnsan ile ALLAH ismi arasındaki bu ilişki, sufi metafizikçilerin düşüncelerinde bariz bir yer tutar. Nitekim onlara göre başka bir varlığın değil de insanın yeryüzünde halife olması, bu ilişkinin bir neticesidir. İnsan, ALLAH ismine mazhar olan varlıktır ve bu sayede yeryüzünde halife kılınmıştır. İnsanın halife olması,yeryüzündeki dağınık hakikatlerin kendisinde toplanması demektir. bu sebeple insana aynı zamanda alem-i sagir (küçük alem) denir. İnsan bütün aleme karşılık gelir ve alemdeki her şeyi kendisinde toplar. O halde ALLAH ismi, gerçekte kevn-i cami olan insan tarafından idrak edilebilecek bir isimdir ve varlığın gayesi de budur. Meleklerin takdis ve tespihlerine rağmen aciz kaldıkları bilgi de ism-i caminin bilgisidir. bunu ancak kevn-i cami olan insan anlayabilecek, ALLAH'ın buyruğuna 'Sana hakkıyla ibadet edemedik' diye acziyetle cevap verecek, ALLAH ve insan irtibatı kudret-acziyet ilkesi üzerine tesis edilecektir." (Demirli, 2024: 43)
- " ALLAH ismi mutlak, yani manası bilinmeyen bir isimdir." (Demirli, 2024: 45)
- "ALLAH kelimesinin etimolojisi üzerinde İslam bilginleri, Arap dili uzmanları ve müsteşrikler tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kelimenin herhangi bir kökten türemiş olmayıp sözlük manası taşımadığı ve gerçek mabudun özel adını teşkil ettiği, yahut sözlükte bir anlamı olsa bile gerçek mabuda ad olunca bu anlamı kaybettiği genellikle benimsenmektedir." (Topaloğlu, yty: 471)
- "İslam bilginleri bu kelimenin tarifini, aynı anlama gelen bazı kelime farklılıklarıyla şu şekilde yapmışlardır: 'ALLAH, varlığı zorunlu olan ve bütün övgülere layık bulunan zatın adıdır'. Tarifteki 'varlığı zorunlu olan' kaydı, ALLAH'ın yokluğunun düşünülemeyeceğini, var olmak için başka bir varlığın desteğine muhtaç olmadığını ve dolaylı olarak O'nun kainatın yaratıcısı ve yöneticisi olduğunu; 'bütün övgülere layık bulunan' kaydı ise yetkinlik ve aşkınlık ifade eden isim ve sıfatlarla nitelendiğini anlatmaktadır. ALLAH kelimesi İslami naslarda bu tarifin özetlediği bir kavram haline gelmiş, gerçek mabudun ve tek yaratıcının özel ismi olmuştur." (Topaloğlu, yty: 471)
-"Müslümanların benimsediği Tanrı fiilen var olan, kainatı yaratıp yöneten,yetkin sıfatlarla nitelenen aşkın bir varlıktır." (Topaloğlu, yty: 493)
KAYNAKÇA
DEMİRLİ, E. (2024), Esma-i Hüsna, İstanbul: Fikriyat Yayınları.
