Hamd ezelden ebede kadar her kim tarafından ve her kim için yapılıyor olursa olsun yalnız AZİZ ve CELİL olan ALLAH'a aittir

ALLAH'ı Bilmek

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

ALLAH

GAFFAR

TEMEL ANLAMI:

* Ne kadar çok ve sürekli olursa olsun bütün günahları affeden. Onların üzerlerini örten. “Rabbinizden bağışlanma dileyin, çünkü O Gaffar’dır” (71/Nuh:10); “Şüphesiz ki ALLAH, Kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bundan başka günahları, dilediğine bağışlar.” (4/Nisa:48)

 

TEMEL ANLAMIN AÇILIMI VE İKİNCİL ANLAMLARI:

* “Güzel olanı gösterip, çirkin olanı gizleyen.”(İmam Gazali)

* Sadece günahlarla sınırlı kalmayıp, insan için utanma nedeni olabilecek her şeyi gizli kalmaya yatkın bir biçimde planlayıp yaratmış olan. İnsanın bazı doğal-bedensel fonksiyonları ve bunlarla ilgili vücut organları ve bu fonksiyonlarla sinir sistemi arasındaki ilişki bu açıdan düşünülebilir.

* “Gaffar isminin tecellisi sayesinde, ‘setr’ (örtme/gizleme) şeklinde kula yönelen ilahi lütuflar şunlardır:

a) Bedenin çirkin görülen organlarının içte gizlenmesi, güzelleriyle örtülüp süslenmesi.

b) İnsanın kötü düşünce ve duygularının kimsenin vakıf olamayacağı iç dünyasında gizlenmesi. Öyle ki içinden geçen vesvese, hile, hıyanet ve kötü zanlara başkaları vakıf olsa ondan nefret eder, hatta onu öldürüp ortadan kaldırmaya çalışırlardı.

c) Kişiyi başkalarının yanında mahcup duruma düşürecek günahların bağışlanması ve imanını koruduğu takdirde bunlardan doğacak çirkinliklerin sevaplarla örtüleceğinin vaat edilmesi. Kulun Gaffar isminden nasibi, ifşa edilmesini istemediği kusurlarının benzerlerini başkalarında gördüğü takdirde onları yaymayıp örtmesidir. Şüphe yok ki insanların gizli taraflarını araştıran, kötülüğe kötülükle karşılık veren kimse Gaffar isminin tecellilerinden faydalanamaz.”(İmam Gazali)

* “Gaffar isminin tecelli ettikleri (örtünenler) iki tabakada bulunurlar:

a) Günah işledikten sonra cezalandırılmaktan korunanlar. Bu kısım, mağfiret edilenlerdir.

b) Günaha arzu duymadığı için günah işlemekten korunanlardır. Bu grup, ‘korunan’ kimselerdir.” (SadreddinKonevi, Esma-i Hüsna Şerhi, 67)

* Gafir ismi hata ve günahlarımızı insanlardan, Gafur ismi ruhlardan ve meleklerden gizliyordu. ALLAH’ın bağışlayıcılığı silsilesinin son basamağı olan Gaffar ismi ise her çeşit hata ve günahımızı bizim kendimizden bile gizler. Onun tecellisi sayesinde bir süre sonra o hata ve günahı unutur, artık daha fazla utanç hissetmez ve vicdan azabı çekmez hale geliriz. Düşünün, ya Gaffar tecelli etmeseydi ve her günah ölünceye kadar aklımızda ve vicdanımızda hep taze kalsaydı?

* “Kulun üç menfi ismi vardır: Zalim, zalum, zallam. Zalim, ‘onlardan kimi kendine zulmeder’ (35/Fatır:32) ayetinde; zalum, ‘Doğrusu o (insan) çok zalim, çok cahildir.’ (33/Ahzab:72) ayetinde geçer. Bu anlamda, insan çok zulüm işlerse ona ‘zallam’ denilir. Yüce ALLAH’ın bu isimlerin her birine karşılık bir ismi vardır. Buna göre Cenab-ı Hak sanki kula: ‘Eğer zalim olursan, Ben Gafir’im; eğer zalum olursan, Ben Gafur’um, eğer zallam olursan, Ben Gaffar’ım’ demek istemiştir.”(Fahrüddin er-Razi)

* “Gafr’ kökünden türeyen isimlerdeki ortak temel muhtevanın ‘günahkarın teşhir ve ilan edilmemesi’ olduğuna ‘Gaffar’ ismiyle ilgili açıklamalar sırasında da değinilmişti. Abdullah b. Ömer’den rivayet edilen ve birçok kaynakta yer alan bir hadis, bu ‘setr’ keyfiyetini açıklığa kavuşturmaktadır. Söz konusu hadise göre, ahiret gününde ALLAH, Mü’min kuluna dünyada yapmış olduğu bütün günahları kimsenin görüp duyamayacağı bir şekilde teker teker hatırlatıp ikrar ettirecektir. Bu durum karşısında mahvolduğuna hükmedecek olan bu kula ALLAH: ‘Ben senin yaptıklarını dünyada gizlemiştim, bu gün de bağışlıyorum’ (Buhari, Mezalim,2) buyuracak ve bu kula sadece sevap defteri verilecektir.” (Metin Yurdagür, Esma-i Hüsna, 143)

PRATİK BOYUT:

* Kendisine yapılan bir kötülüğü yıllarca unutamayıp, Mü’min kardeşini bağışlamaya yanaşmayan bir insanın Gaffar ismine ayna olması da, araç olması da o ismi anlaması da çok zordur.

* Gaffar isminin tecellisine ayna olan kişinin günahları ne kadar çok olursa olsun affedilir. Fakat bu, onların pişmanlık duyma, samimi olarak tevbe istiğfarda bulunmaları ve kendilerine kötülük yapmış başka Mü’minleri bağışlamaları şartına bağlıdır. Bu niteliklere sahip olanlar sadece affedilmekle de kalmaz, günahlarının üzerleri örtülerek başka bilinçli varlıkların da (insanlar, cinler ve melekler gibi) onlardan haberdar olmaları engellenir. Böylelikle kişi, o günahları nedeniyle mahcubiyet yaşamaktan da korunmuş olur.

* Gaffar isminin tecellisine araç olan Mü’minler; insanların, onlara günah işlettiren eğilim ve yeteneklerinin sevap ve hayır üretir hale gelmeleri için gayret gösterir ve o günahların başkaları tarafından öğrenilip, sahiplerini mahcup etmemesi için çaba sarf eder. Onların üzerlerini örtmeye çalışır. Özellikle kimsenin ayıp ve günahını onun yüzüne vurmaz. Efendimiz (Ona Binler Selam) buna işaret ederek: “Her kim bir Mü’minin ayıbını örterse, ALLAH da Kıyamet Günü’nde onun bir ayıbını örter.” buyurmuştur.

* “Bu adın zikrinin özellikle ALLAH’ın cezasından korkan korku ehline faydası vardır.”(Afifüddin et-Tilmsani, Esmaü’l-Hüsna, 161)

* “Bir kişinin kalbinde öfke ateşi parladığında hemen Ya Gaffar’ı hatırlayıp zikrederse bu ateş, ALLAH’ın izniyle, sönebilir.”(Tosun Bayrak, Esmaü’l-Hüsna, 65)

İLGİLİ HADİSLER:

* “Kim bir Müslümanın ayıbını örter, kusurunu bağışlarsa ALLAH da Kıyamet gününde onun kusurunu bağışlar.” (Buhari)

* “Sizler, günahlarınız göklerle yer arasını dolduruncaya kadar günah işleseniz ve sonra ALLAH’tan bağışlanma dileseniz, şüphesiz ALLAH sizi bağışlar. Muhammed’in nefsi kudret elinde olan ALLAH’a yemin ederim ki, eğer sizler hiç günah işlemiyor olsaydınız, ALLAH, günah işleyen bir topluluk getirirdi de onlar ALLAH’tan bağışlanma dilerlerdi ve O da onları bağışlardı.” (Müsned, Ahmed b. Hanbel)

* Efendimiz Hz. Muhammed (Ona Binler Selam) Gaffar isminin ahiretteki bir tecellisini şöyle anlatır: “Bir adamın Cehennem ateşine atılması emrolundu. Adam, Cehennem’e giden yolun üçte birlik kısmına ulaştığında ardına döndü. Yolun yarısına ulaştığında tekrar ümitle ardına baktı. Yolun üçte ikilik kısmına ulaştığında tekrar ümitle arkasına döndü. Bunun üzerine ALLAH şöyle buyurdu: ‘Onu geri çevirin ve ona niçin üç defa ardına dönüp baktığını sorun.’ O da cevaben: ‘Ben yolun üçte birlik kısmına ulaştığımda Senin: ‘Rabbin Gafur ve Rahim’dir’ (18/Kehf:58) sözünü hatırladım. Bunun üzerine bağışlanma ve rahmet ümidine yöneldim. Yolun yarısına ulaşınca Senin: ‘Zira ALLAH’tan başka günahları kim bağışlayabilir ki?’ sözünü hatırladım. Umudum kuvvetlendi. Yolun üçte ikilik kısmına ulaşınca Senin: ‘De ki: Ey kendi canları aleyhine haddi aşan kullarım! ALLAH’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar!’ (39/Zümer:53) ayetini hatırladım. Senin mağfiretini ve rahmetini umarak umudum daha da arttı’ dedi. Bunun üzerine yüce ALLAH: ‘Git! Hiç kuşkusuz seni bağışladım’ buyurdu.” (Müsned, Ahmed b. Hanbel)