Hamd ezelden ebede kadar her kim tarafından ve her kim için yapılıyor olursa olsun yalnız AZİZ ve CELİL olan ALLAH'a aittir

ALLAH'ı Bilmek

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

ALLAH

AZİZ

TEMEL ANLAMI:

* Benzeri bulunmayan. Her şey Kendisine muhtaç olan. Ve Kendisine tam olarak ulaşılması imkânsız bulunan. Bu özelliklere topluca sahip olan.

* Mağlup edilmesi mümkün olmayan gerçek galip. Hüküm ve kararlarında mutlak galip olan.

* Her çeşit değer ve onurun tek gerçek sahibi ve kaynağı bulunan.

* “Kim izzet ve şeref istiyorsa bilsin ki, izzet ve şerefin hepsi ALLAH’ındır.” (35/Fatır:10)

 

TEMEL ANLAMININI AÇILIMI VE İKİNCİL ANLAMLARI:

* “İrade ettiği hiçbir şey Kendisine kayıtsız kalamayan, cezalandıracağı ve intikam alacağı hiçbir kimsenin elinden kurtulamadığı.” (Taberi; Akt: Suat Yıldırım, Kur’an’da Uluhiyyet, 149)

* “Bütün varlıkları acizlik, zayıflık ve zillet içerisinde Kendisine boyun eğdiren.” (İsmail Mutlu, İman Esasları, 88)

* “Kullarını fakirlikten, acizlikten, azgınlıktan, korkudan, borçtan, zulüm ve baskıdan kurtarıp üstünlük ve onur sahibi eden.” (Mehmet Dikmen, Esmaü’l Hüsna, 42)

* “Kadri ve kıymeti her türlü algının ötesinde kalan.” (A. Yüksel Özemre, Vahye Göre Akıl, 254)

TAMAMLAYICI BİLGİLER:

ALLAH’a Bakan Yönü:

* “Aziz, ALLAH’ın zati isimlerindendir. ALLAH’ın “Aziz” oluşu, yaratılmışların aziz oluşuna benzemez. Kendilerine aziz denilen krallar veya büyük makam sahibi kimseler izzetlerini yönettikleri insanlardan alırlar. Sahip oldukları malların ve emirleri altındaki insanların eksilmesi veya yok olması, onların izzetlerine halel getirir veya izzetlerini tamamen yok eder. Bu sebeple onların izzetleri kendi güçleri ile değil, yönetimleri altında bulunan halk dolayısıyladır. Hâlbuki ALLAH, bizatihi “Aziz”dir. O’nun fiilinde kınanacak bir husus, yönetiminde bir hata ve eksiklik yoktur. Yaratılmış varlıkların ALLAH’ı inkâr etmesi ve gönderdiği mesajlara muhalif olması hiçbir zaman O’na bir zayıflık ve zarar getiremez. İnsanların ölmesi ve tabiattaki diğer varlıkların yok olması ALLAH’ın izzetinden hiçbir şey eksiltmez.” (Matüridi; Akt:Musa Koçar, Matüridi’de Esma-i Hüsna, 53)

* “Zayıf ve güçsüz’ manasındaki zelilin karşısında olan Aziz, ALLAH’ın kudret ve kuvvetinin sonsuz geçmişten beri var olduğunu ve yaratıklardaki gibi değişikliğe uğramadığını da ifade eder.” (Suat Yıldırım, DİA-4, 331)

Kur’an’da Müheymin İsmi ve Diğer İsimlerle İlişkisi:

* Aziz kelimesi Kur’an’da 91 kez ALLAH’ın ismi olarak geçmektedir. Başka bir Esma-i Hüsna ile en fazla olmak üzere, kırk yedi kez “Hakîm” ismiyle beraber geçer. Bu durum ALLAH’ın kudret ve şerefinin hikmetiyle bir arada bulunduğunu gösterir. “ALLAH’ın ahlakı ile ahlaklanın” hadisinden yola çıkıldığı zaman da biz Mü’minlere güç ve onur yetilerinin tek başlarına değil, hikmet çerçevesi içerisinde tutulmaları gerektiğini işaret eder. Aksi takdirde tek başına kalan güç kolaylıkla zulme, tek başına kalan onur ise kolaylıkla kibre dönüşebilir.

* “Bu ism-i şerifin yine birçok defa “Hakîm” ism-i şerifi ile birleştiği görülür. Bunun manası, Yüce ALLAH’ın kudreti galiptir; fakat hikmeti ile kötülerin cezasını erteler, kötülük edip durmakta olan insanları cezalandırmakta acele etmez demektir.” (A. Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi, 56)

* “Aziz ismi, Esma-yı Hüsna’dan değişik on isimle terkib edilerek geniş bir alana yayılmıştır. Bu isimler bazan biri birini teyit eder (Kavi-Aziz, Aziz-Muktedir, Aziz-Zu’ntikam), birçok hallerde biri birini dengeler (Aziz-Hakîm, Aziz-Rahim, Aziz-Gafur, Aziz-Gaffar) veya ayetin özünü belirtmek gibi başka özellikler ortaya koyarlar.” (Suat Yıldırım, Kur’an’da Uluhiyyet, 151)

* Aziz ismi, Kur’an’da 13 yerde Celali isimlerle, 78 yerde ise Cemali isimlerle bir arada geçmektedir. Bu durum ALLAH’ın sonsuz güç ve izzetini bile Cemaliyle yani rahmetiyle sarmaladığının ilginç bir göstergesidir.

* “Aziz ile birlikte izzet de birçok ayet ve hadiste Yüce ALLAH’a dayandırılmıştır. Doksan kadar ayette geçen Aziz, daima esma-i hünsadan Hakîm, Kavi, Muktedir, Rahim, Gafur gibi başka bir isimle beraber kullanılmıştır. Aziz ile bu isimler arasında birbirini teyit etme ve dengeleme münasebeti vardır. Aziz ismi Alim, Hamid ve Rahim isimleriyle birlikte ALLAH isminin yerine doğrudan O’nun adı olarak ta kullanılmıştır. Bu husus ulûhiyetin başlıca özelliklerinden birinin izzet olduğunu gösterir.” (Suat Yıldırım, DİA-4, 431)


Aziz İsminin Temel Nitelikleri:

* “Aziz, öyle şereflidir ki benzeri az bulunur. Kendisine olan ihtiyaç şiddetlidir. Ulaşmak güçtür. Kendisinde bu üç anlam toplanmayan birisine “Aziz” ismi verilemez. Çünkü benzeri az bulunan nice şeyler vardır ki, kadri büyük olduğu halde faydası azdır. Bunun için ona “Aziz” ismi verilemez. Yine kadri büyük, faydası çok ve benzeri de bulunmayan nice şeyler vardır ki kendisine ulaşılması güç olmadığından “Aziz” ismini alamazlar.” (Gazali; Akt:Şahver Çelikoğlu, el-Esmaü’l-Hüsna Şerhi-1, 453)

* “Aziz, dilediğine karar veren ve uygulayandır. O, izzetinin eksiksiz ve mükemmel oluşuyla kullarına hükmeden ve bu hükmü onlar üzerinde icra edendir. ALLAH kullarının kalplerini ve iradelerini dilediği yöne çevirendir. O dilerse kul ile kalbi arasına da girer. ALLAH dilediği şekilde kulunu istek ve irade sahibi yapar. Bu, O’nun üstünlük ve izzetinin mükemmel oluşunu gösterir. Zira ALLAH’tan başka hiç kimsenin böyle bir şey yapmaya gücü yetmez. Bir insan ancak kişinin bedeni ve dış görünümü üzerinde etkili olabilir. Onu kendi iradesi doğrultusunda istek ve irade sahibi yapması mümkün değildir. Bunu ancak karşı konulamayan mutlak üstünlük sahibi olan ALLAH yapabilir.” (İbn Kayyım; Akt:Edisyon, Esmaü’l-Hüsna, 238)

Yaratılmışlar Açısından Aziz İsminin Özel Anlamı:

* “Varlıklara orijinal niteliklerini kazandıran “Aziz” ismidir. Diğer bir ifadeyle, bir şeyi başka bir şeye dönüşmekten alıkoyup kendisi olarak tutan “Aziz” ismidir. (Sadreddin Konevi, Esma-i Hüsna Şerhi, 54)

* İnsanlar, diğer yaratılmışlar karşısında üstün ve hakim konumdadır. Örneğin çobanlık yapan küçük bir çocuk bile yüzlerce hayvanı önüne katıp, güder. Bu durum ALLAH’ın Aziz isminin tecellisi sayesindedir. Ve aynı şekilde, hayvanlar da bitkiler karşısında aziz konumundadır. Bu durumu Bediüzzaman: “Hem Sen Aziz’sin. İzzet ve azamet Sahibi’sin. Biz zilletimize bakıyoruz, üstümüzde izzet cilveleri var. Demek Senin izzetinin ayinesiyiz.” (Mektubat) saptamasıyla dile getirir.

* İnsan kendi dışındaki varlıklar karşısında aziz olduğu gibi, ALLAH’ın da insanlarla beraber bütün yaratılmışlar karşısında Aziz olduğunun bilincinde olmalı ve kendini O’nun karşısında, İslam vasıtasıyla bizden istediği yaşama biçimine uyarak zelil kılmalıdır. Ama sadece O’nun karşısında…

 

Aziz İsmiyle Yapılan Bir Dua:

* “Sen bütün bir kâinatı izzetinle yaratırken, her bir zerreyi cemalinle şenlendiriyorsun. Sen bütün denizleri izzetinle yaratırken, her bir damlayı rahmetine boğuyorsun. Sen bütün fiillerini izzetinle perdelerken, her bir zerrede hikmetine perdeler açıyorsun. İzzetin benden saklıyor Seni; hikmetinle görünür eyle Kendini. İzzetin beni uzak tutuyor Senden; rahmetinle yakın eyle Kendini. İzzetin bana anlaşılmaz kılıyor Seni; cemalinle aşina eyle Kendini. Kalbim yalnız Sana kanar; yakınlığınla aziz eyle kalbimi. Ruhum yalnız Seni arar; huzurunla aziz eyle ruhumu. Halim yalnız Sana aşikâr; başkalarının yanında rezil etme beni.” (Senai Demirci,99 Esma 99 Dua, 33)

PRATİK BOYUT:

* “(…) Bunlardan hisse, kişi kendini aziz edip, dünyaya ait ve maddi değerler ile zelil etmemesidir. İslami ilimler ve marifetullah (ALLAH’ı bilmek) ile aziz olmalıdır ki, diğer insanlar ona İslam dininde muhtaç olsun.” (Kadızade Ahmed b. Muhammed Emin Efendi, Büyük Amentü Şerhi, 80)

* “Hakkın izzetini ve saltanatını düşünen kimsenin gözünde yaratıklar küçülür ve başkasının egemenliği o kişinin üzerinde işlemez. Yüce ALLAH şöyle buyurmuştur: ‘Üstünlük ancak ALLAH’ın, Rasulü’nün ve Mü’minler’indir.’ (63/Münafikun:8) Buna göre izzet ALLAH’a zati olarak, peygamberine ALLAH vasıtasıyla, Mü’minlere ise ALLAH ve peygamberi sayesinde aittir.” (Sadreddin Konevi, Esma-i Hüsna Şerhi, 52)

* İnsanlardan benzeri az olan, çevresindekiler kendisine maddi ya da manevi anlamda ya da her iki anlamda da muhtaç bulunan ve kendisi gibi olunamayan ya da tam olarak anlaşılamayan kişiler, Aziz isminin tecellisine ayna olmuştur. Bunlar da başta peygamberler olmak üzere derece derece hidayet önderleridir.

* ALLAH’ın “Aziz” isminin tecellisine ayna kıldığı takva sahibi Mü’minleri, M. Nusret Tura özlü bir biçimde anlatmaktadır: “Bu izzet sıfatından bir miktar verdiği seçmeler, diğerlerinin hürmetle baş tacı ettiği kimselerdir.” (O’nun Güzel İsimleri, 65)

* Aziz isminin tecellisine araç olanlar ise insanların yukarıda sayılan özelliklere sahip olabilmeleri için, ihlâsla çaba gösteren İslam ve ALLAH erleridir. Aziz isminin tecellisine araç olabilmek, bir insanın bu dünyada kazanabileceği şereflerin en büyüğüdür. Ve yine hidayet önderlerini işaret etmektedir.

* “Bu ismin gölgesi altına sığınabilenler sadece dünyevi hayatta değil uhrevi hayatta da kendilerine ihtiyaç duyulan kişilerdir. Bu makamı elde edenler şüphesiz ki ilk önce peygamberler olmuştur. Onları takip ederek yollarında gidenler de ancak bu şekilde “Aziz” ismine mazhar olabilirler.” (Nurettin Ünal, Esma’ül Hüsna, 29)

* Aziz isminin zikrini vird haline getiren ve bu ismin tecellisine ıhlas ve gayretle ayna/araç olmaya çalışan takva sahibi Mü’minler, ALLAH’ın izniyle, insanlar karşısında daima onurlu ve saygın kalırlar.

* “Aziz ism-i şerifi Kur’an-ı Kerim’de ceza ayetleriyle ilgili olarak sıkça geçer. ALLAH’ın kudreti her şeyin üstündedir. O, mutlak galiptir. Buna rağmen gerçek muzaffer olarak cezayı erteler. İsyan ve günahta ısrar edenleri helak etmekte acele etmez. Kuvvetli ve yenilmez olmak için hayatını, ALLAH’ın emirlerine itaat ederek yaşayan, fakat kuvvetini uygulamaktan kaçınıp intikamcı olmayan bir kimse “Aziz” ism-i şerifini yansıtır.” (Tosun Bayrak, Esmaü’l-Hüsna, 57)

* “Bazı insanlar büyüktür, güçlüdür, kuvvetlidir. Fakat bu özelliklerini ulu orta her yerde ve her fırsatta açığa vurmazlar. Onların bu hali, “Aziz” isminin bir tezahürüdür. Yani ALLAH’ın ahlakından nasiplenmiş olmalarının bir göstergesidir.” (Nurettin Ünal, Esma’ül Hüsna, 28)

* Bazı salih Mü’minlerin güçlü, üstün ve zengin olmalarına rağmen bu özelliklerini uluorta açığa vurmayıp örtmeleri “Aziz” isminin tecellisiyledir. Diğer bir ifadeyle tevazu ve güç bir Mü’minde biraraya gelmişse onda “Aziz” ismi tecelli etmiş demektir.

* Mü’minin nefsinin yersiz ve haram isteklerine karşı koyup, onlarla mücadele etmesi, izzetli (onurlu) olmasına, yani “Aziz” isminin üzerinde tecelli etmesine bağlıdır.

* “Süluk (ALLAH’ı bilme, O’nun rızasını kazanma doğrultusundaki manevi/tasavvufi yolculuk) sahibinin bu makam ile tahakkuk ettiğinin (Aziz isminin makamından kendi nasibine düşen şeyi algılamaya başladığının) belirtilerinden birisi, başkasının tesirinin kendisinde hiçbir şekilde etkin olmamasıdır.” (Sadreddin Konevi, Esma-i Hüsna Şerhi, 54)

* “Yüce ALLAH, emrini işiterek ve yerine getirerek durumunu yücelten kişiyi aziz olarak tanıtmaktadır. Emrini küçük görmeye çalışan kişi için izzetinin gerçekleşmesi imkânsızdır. O’nun izzetini tanıyan kimse engellenince şükreder. Sınanınca sabreder. Zilletin hikmetlerinin lezzetini tadar. Engellenmekten tatlılık duyar. Zira kalpler büyüklerden ve azizlerden gelen meşakkatli durumları yüklenmeye, onların hükümlerine boyun eğmeye uygun bir şekilde yaratılmıştır.” (Abdülkerim Kuşeyri, O’nun Güzel İsimleri, 46)