Hamd ezelden ebede kadar her kim tarafından ve her kim için yapılıyor olursa olsun yalnız AZİZ ve CELİL olan ALLAH’a aittir

ALLAH’ı Bilmek

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

ALLAH

MÜ’MİN

TEMEL ANLAMI:

* Kullarını iman sahibi kılan.

* Yarattıklarını güvende kılan, onları her çeşit korkudan, şüphe ve tereddütten uzaklaştıran.

 

TEMEL ANLAMIN AÇILIMI VE İKİNCİL ANLAMLARI:

* “İman, sözlükte tasdik etmek, doğrulamak anlamına gelir. Buna göre, Mü’min, tasdik eden, doğrulayan anlamındadır. Buna göre ALLAH’ın Mü’min ismi iki anlama gelebilir:

Birincisi, kullarına vaat ettiğini (ki bu, dünyada paylarına düşen rızkı vermek ve iyi amellerine karşılık ahirette onlara sevap vermektir) yerine getirerek onları doğrulayandır.

İkincisi, Mü’minlerin Kendisi hakkındaki zanlarını doğru çıkarmak, onların ümitlerini boşa çıkarmamaktır. Hz. Peygamber kutsi bir hadiste Yüce ALLAH’ın şöyle buyurduğunu nakleder: ‘Ben, kullarımın Beni zannettikleri gibiyim. Artık Benim için diledikleri zanda bulunsunlar.” (Müsned, Ahmed b. Hanbel) (Hattabi; Akt:Edisyon, Esmaü’l-Hüsna, 332)

* Kullarının imanını ve samimiyetini tasdik eden, sıdkını onaylayan, ayrıca mucize vermek suretiyle peygamberlerin doğruluğunu tasdik eden.

* “Zatına yönelenlere emniyet ve itminan bahşeden.” (A. Yüksel Özemre; Vahye Göre Akıl, 257)

* “Sözünün doğru olduğunu ispatlayan.” (Katade; Akt:Edisyon, Esmaü’l-Hüsna, 332)

* “Kendisinin tek ve eşsiz olduğunu doğrulayan, Kendi varlığını yarattığı delillerle ve indirdiği Kitaplarla tasdik eden: ‘ALLAH, adaleti ayakta tutarak, Kendisinden başka ilah olmadığına şahitlik etti.” (3/Al-i İmran:18) (Mücahid; Akt:Edisyon, Esmaü’l-Hüsna, 332)

* İbn Zeyd: “Mü’min kullarını imanlarında yanıltmayan, onları doğru yola çıkaran.” (İbn Zeyd; Akt:Edisyon, Esmaü’l-Hüsna,332)

* Kıyamet Günü’nde, Mü’minlerin öteki insanlar hakkındaki tanıklıklarını tasdik eden.

 

TAMAMLAYICI BİLGİLER:

ALLAH’a Bakan Yönüyle:

* “ALLAH’ın Mü’min şeklinde bir ismi olmasına rağmen, Muhavvif (Korkutan) şeklinde bir ismi olmaması, O’nun Rahmaniyeti’nin göstergelerindendir. Yani asıl olan Mü’min oluştur, korkutuculuk ise ancak ona bağlı ve ikincil bir durumdur. Başka bir anlatımla ‘Korkutuculuk’ Mü’min’in eksik olması ya da bulunmaması durumudur. Başlı başına bir varlığı yoktur.” (Gazali)

Kur’an’da Mü’min İsmi:

* Mü’min ifadesi, Kur’an’da bir ayette ALLAH’ın ismi olarak zikredilmiştir: (59/Haşr:23)

 

Ahirette Mü’min İsmi:

* “Mü’min ismi, ‘ALLAH dostları’ demek olan (3/Al-i İmran:68) Müminlerin ahiret hayatındaki güvencesinin sağlanması anlamını da içermektedir.”: “Haberiniz olsun ki, ‘Rabbimiz ALLAH’tır!’ deyip de, doğru yolda gidenler yok mu! Onların üzerine melekler inerler de şöyle derler: ‘Korkmayın! Mahzun olmayın! Size söz verilen Cennet’le sevinin!” (41/Fussilet:30); “İyi bilin ki, ALLAH’ın dostlarına korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (10/Yunus:62) (Bekir Topaloğlu; DİA-31, 557)

* Bu gibi ayetlerin örneklediği üzere Kur’an’ın genel yaklaşımından anlaşılan, Mü’min isminin A’zam seviyesindeki tecellisi ahirette ve salih Müminler hakkında olacaktır. Bu dünya ise bir sınav meydanı olarak yaratıldığından ötürü burada hiç korkusuz bir hayat sürebilmek mümkün olmadığı gibi doğru da değildir. Fakat Mü’minin korkuları kendi gibi olmayan, sıradan bir insanın korkularından önemli farklılıklara sahiptir. Nicelik olarak çok daha az oldukları gibi, nitelik olarak ta nefsi/dünyevi olmaktan çok uhrevidirler. Bu durum da bir Mü’min’i, maddi şartları ne olursa olsun bu dünyada çok daha rahat ve güven içinde yaşatan önemli bir farktır.

 

Mü’min İsmi Üzerinden İman-İbadet-Emniyet İlişkisi:

* İman veren ile güvenlik veren anlamlarının aynı isimde birleşmiş olmaları çok ince ve hoş bir hikmeti ifade etmektedir ki bu sayede insan iman ile güvenlik arasındaki yakın ilişkiyi anlayabilir. Ya da Bediüzzaman’ın deyimiyle: “Hakiki imanı elde eden bir insan bütün kâinata meydan okuyabilir.”

* “ALLAH, güven ve huzur içinde olan bir şehri örnek verir: O şehrin rızkı her taraftan bol bol geliyordu. Fakat ALLAH’ın nimetlerine nankörlük ettiler, bunun üzerine yaptıklarından dolayı ALLAH onlara açlık ve korku sıkıntısını tattırdı.” (16/Nahl:112); “Bu Ev’in (Kâbe) Rabbine kulluk etsinler. O, kendilerini açlıktan doyuran ve korkudan emniyette kılandır.” (106/Kureyş:3-4) Görüldüğü gibi Kur’an bir Sünnetullah olmak üzere, Mü’min isminin tecelli edip te insanların korkularından emin olmaları ile onların ALLAH’a ibadet etmeleri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu haber vermektedir.

* Gerçek ve tam güvenliğin tek kaynağı ALLAH olduğu için Kur’an’da: “O halde ALLAH’a kaçın!” (51/Zariyat:50) denilmiştir.

 

Hidayet Önderleri İçin Mü’min İsminin İfade Ettiği Özel Anlam:

* “Dolayısıyla ALLAH’ın Mü’min isminin tecellisinin en büyük sebep ve aracıları, insanları en büyük korku kaynağı olması gereken ALLAH’ın azabından korumaya çalışan hidayet önderleridir. Başta peygamberler ve alimler olmak üzere… Efendimiz’in diliyle: ‘Şüphesiz siz ateşe pervaneler gibi üşüşeceksiniz ve ben gelip sizi bir tarafınızdan tutarak kurtaracağım.” (Gazali)

Mü’min İsmi ve Sekine İnmesi:

* Bu dünyada Mü’min isminin belirgin bir biçimde tecelli etmesine “sekine” denir. Savaş ve benzeri şiddetli korku anlarında, görünür bir sebep olmaksızın, ALLAH’ın kulunun kalbine indirdiği güçlü bir huzur, sükûnet ve güven duygusudur. Kısa süreli bir uyku hali de bu duyguya eşlik edebilir. Kur’an bu durumdan Efendimiz (O’na Binler Selam) ile Hz. Ebubekir’in Mekke’den Medine’ye hicretleri bağlamında söz eder: “Hani kâfirler onu yurdundan çıkardıklarında, mağaradaki iki kişiden biri olarak arkadaşına: ‘Üzülme! ALLAH bizimle beraberdir!’ diyordu. Bunun üzerine ALLAH ona (Hz. Ebubekir’e) sekinetini indirdi. Onu da (Hz. Muhammed) sizin göremeyeceğiniz bir ordu ile destekledi.” (9/Tevbe:40)

 

Mü’min İsmi ve Bütün Yaratılmışlar:

* “Kâinatın teşekkülünden kıyametin kopmasına, güneşin doğup batmasından, canlıların dünyaya gelip göçmelerine kadar bütün hadiseleri, ilahi isimlerin tecellisi olarak seyreden bir Mü’min, her türlü elemden emin olarak, dünyada Cennet hayatı yaşar.

Bu ismin tecellisiyle emniyet içinde yaşamak, sadece Mü’min kullara mahsus değildir. Yuvasından çıkıp uçan bir kuş, rızk hususunda hiçbir endişe taşımaz. Nereye gidip neler yapacağını önceden planlamaksızın, bir ilahi ilham ile ve tam bir emniyet içinde rızkını arar ve bulur.

Bu hakikat bütün hayvanlar alemi için de geçerlidir.” (Alaaddin Başar; Esma-i Hüsna, 44)

PRATİK BOYUT:

* Herhangi bir nedenle korku duyan kullar, “Ya Mü’min ya ALLAH” diye zikretmelidir.

* İnsan en büyük korku sebebi olarak, kendi günahları karşısında adaletin gereği olarak, ALLAH’ın azabını ve cehennemi düşünmeli ve bundan korunma çaresi olarak da şu hadis-i kudsinin gereğini yerine getirmelidir: “La ilahe illALLAH Benim kalemdir. Kim Benim kaleme girerse azabımdan emin olur.”

* Mü’min isminin tecellisi sayesinde insanlar, “hastalanıp, ölür müyüm; ya da dünyaya bir meteor çarpar mı?” gibi anlamsız ve anormal korkulardan güvende olup, her zaman ki yaşam düzenlerini sürdürebilirler. Ve üzerinden bu ismin tecellisi kalkmış ya da en azından zayıflamış kişiler psikiyatride “Paranoya” olarak isimlendirilen bir akıl hastalığına yakalanırlar.

* “Kâinatta, sebeplerin gereğini yerine getirmeden güvenlik düşünülemez.” (Gazali)

* Dolayısıyla ıztırar durumları hariç hiç kimse bir korkudan kurtulmak için sadece “Ya Mü’min ya ALLAH” diye zikretmeyi yeterli görmemeli ve beklediği sonuç gerçekleşmedi diye de ALLAH hakkında su-i zanna düşmemelidir. İdeal durum, o korkudan kurtulmanın sebeplerini mükemmelen yerine getirmeye çalışmak, bununla birlikte “Ya Mü’min ya ALLAH” zikrine dört elle sarılmak ve istenilen sonuç gerçekleşmiş ise bunu da sebeplerden değil, ALLAH’tan ve özellikle “Ya Mü’min ya ALLAH” zikrinden bilmek.

* “İnsanlar, Mü’min isminin tecellisine aracı olabilme şerefini kazanmak için çevrelerinde bir güven kaynağı olabilmeli, hiç kimse onlardan maddi-manevi bir korku duymamalıdır. Efendimiz bu konuda: “ALLAH’a ve ahiret gününe iman eden, komşusunu kendinden gelebilecek kötülüklerden güvende kılsın.” buyurmuştur.” (Gazali)

* Ve daha da ötesinde insanları korkularından özgürleştirip tam bir güven duygusu içinde yaşamalarından kendilerini sorumlu saymalı, kendi çevrelerinden başlayarak bütün yeryüzünde eksiksiz bir güvenliğin yerleşmesi için çalışmalıdırlar. Ki bu hedef, Mü’minlerin ve ALLAH’ın dini olan İslam’ın dünyadaki varoluş sebeplerinden biridir.

* Mü’min isminin tecellisine tam olarak ayna olanlar, ALLAH’tan başka hiçbir varlık, sebep ve olaydan korkmazlar. Çünkü ALLAH korkusu tek başına bütün kalplerini doldurmuş, başka bir korkuya yer bırakmamıştır. Bu yüce mertebeye, çok isteyip dua etmek, “Ya Mü’min ya ALLAH” zikrine sürekli devam etmek ve bu yolda karşılaşılacak sınavları başarıyla vermek sayesinde ulaşılır.

İLGİLİ HADİSLER:

* Efendimiz Hz. Muhammed (O’na Binler Selam) bir gün ashabına sorar: “Hangi Mü’minin imanı daha üstündür?”

“Meleklerin.”

“Meleklerin imanı nasıl üstün olabilir ki? Onlar sürekli olarak Rablerinin katındadırlar…”

“Peygamberlerin.”

“Peygamberlerin imanı nasıl en üstün olabilir ki? Onlar sürekli olarak Rablerinden vahiy almaktadırlar…”

“Öyleyse bizim yani senin ashabının.”

“Sizin imanınız nasıl en üstün olabilir ki? Aranızda ben varım…”

“Öyleyse doğrusunu ALLAH ve O’nun Elçisi bilir.”

“İmanı en üstün olanlar, onlardır ki, sizden sonra gelirler, sadece bir takım sahifeler (Kitaplar) görürler. Ve o sahifelerdeki gerçeklere iman ederler.” (Buhari)