Hamd ezelden ebede kadar her kim tarafından ve her kim için yapılıyor olursa olsun yalnız AZİZ ve CELİL olan ALLAH’a aittir
ALLAH’ı Bilmek
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA
ALLAH
KABID
TEMEL ANLAMI:
* Her şeyi sonsuz kudreti altına alan, kavrayıp kuşatan, sıkıp daraltan. Ölüm sırasında ruhları alan (kabzeden) yaşam sırasında da zaman zaman bazı hikmetlere dayalı olarak insanlara maddi ve manevi darlıklar, sıkıntılar veren. Örneğin bazı insanların, sahip kılındıkları rızık ve nimetlerin geri alınarak sıkıntıyla sınanmaları gibi… “Darlık veren de, bolluk veren de ALLAH’tır.” (2/Bakara:245)
* “Kulların isyan ve günahlarını önlemek için onların rızıklarını daraltan. İhsan ettiği nimetleri sınırlandıran.”(Matüridi)
TEMEL ANLAMIN AÇILIMI VE İKİNCİL ANLAMLARI:
“Bazen vermeyen, bazen veren; bir topluluğa vermeyen, diğerine veren; bazen toplayan, bazen dağıtan; öldüren ve dirilten.”(Ragıb el-İsfahani): “ALLAH, dilediğine rızkı bollaştırır ve azaltır.” (13/Ra’d:26)
* “Kabıd, varlıkların kabzasında bulunduğu Zattır. Bütün Evren O’nun kabzasında bulunur. Kabıd, kabzettiğinde (dürdüğünde) artık hiçbir kuvvet, bast ettiğinde (yaydığında) ise hiçbir ihtiyaç kalmaz.” (SadreddinKonevi, Esma-i Hüsna Şerhi, 83)
* “Sadakaları kabul edip, mükafatını veren.”(Ebu Bekir İbnü’l-Arabi)
* “Kalpleri, bilgisizlik ve gaflet sebebiyle daraltıp, Kendisine yabancılaştıran. Sadakaları alıp, fakirlere dağıtan.”(Kuşeyri, O’nun Güzel İsimleri, 79)
* “Emanet vermiş olduğunu geri alan.”(A. Yüksel Özemre, Vahye Göre Akıl, 255)
* Kıyamet günü evreni, sonsuz gücü ile tahrip eden.
TAMAMLAYICI BİLGİLER:
* Bu isim, “Basıt” (genişleten, ferahlık veren) ismiyle karşıt anlamlı olmak üzere bir çift oluşturur. Basıt isminden ayrı olarak, tek başına zikrinin vird edilmesi uygun değildir. ALLAH hakkında su-i zanna ve kulun başına bir kısım darlıkların, sıkıntıların gelmesine neden olabilir.
Bu ismin zikrini, (Basıt ismiyle beraber) vird edinen, ALLAH’tan bir heybet ve celal kazanır. Çevre, kendisinden korkup çekinmeye başlar. Vird, A’zam noktasına ulaşabildiği takdirde, gazap ile yöneldiği herhangi bir şeyin mahvına sebep olur.
* Kabıd isminin tecellisi, kullar için bir sınavdır. Böyle durumlarda ALLAH kulunu, kaybettiklerinden ötürü isyan/sabır noktasında sınamaktadır.
* Kulun, Rabbinden gelen maddi-manevi nimetler karşısında ve dünyadaki sınav süreci devam ederken sınırsız bir rahatlığa ulaşıp şımarması ve yoldan çıkması Kabıd isminin tecellileriyle kesilmektedir ki bu durum, celal içinde bir rahmettir. Aksi halde kul, Cennet birikimini ve liyakatini kaybetmiş olacaktı.
* Kabıd isminin tecellisiyle kalbin korku (havf) hali yaratılmış olur.
* “Yüce ALLAH’ın Kabıd isminin tecellisini, uyuyan birinin ruhunun kabz olmasında; sevinçli iken gelen şok haberle sıkıntıya düşme anında; zenginken fakirleşmede; güçlü iken güçsüzleşme anında görebiliriz.”(Feyzullah Birışık, Esma-ül Hüsna, 43)
* “Kabz yolunu kapatan itidal yoluna uymak, ALLAH’ın şu mealdeki ayet-i kerimesinde anlatılmıştır.” (Sühreverdi) ‘Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve ALLAH’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü ALLAH, kendini beğenip, böbürlenen kimseleri sevmez.’ (57/Hadid:23)
* Kulların bu dünya hayatında yaşadıkları sınav ve sıkıntılar, Kabıd isminin tecellisiyledir. Bu isim, günahların temizlenmesine, ALLAH’ın kul tarafından daha iyi tanınmasına ve insanın Cennet’e yönelik olarak maddi ve manevi duygularını geliştirmesine vesilesidir. Yoksa ALLAH’ın kuluna sebepsiz yere sıkıntı verip, işkence yapmasının kaynağı gibi algılamak son derece yanıltıcı olur. Kabıd isminin hikmetiyle ve bu dünya hayatında yaşanan her türlü sıkıntıyla ilgili olarak şu ayetler son derece anlamlı ve ufuk açıcıdır: “ALLAH, kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat O, (rızkı) dilediği ölçüde indirir.” (42/Şura:27); “Eğer bütün insanların dinsizliğe imrenecek bir tek ümmet haline gelme (tehlikesi) olmasaydı, Rahman’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.” (43/Zuhruf:33) Bu hikmetin bir diğer boyutu, Matüridi’ye göre, rızık kendilerine bol olarak verildiği takdirde insanların o maddi şeylerle meşgul olup, şükürlerini ve kulluklarını zayıflatacak olmalarıdır. Bu nedenle ALLAH, rızkı, dilediğine dilediği kadar vermektedir.
* Kabıd isminin tecellilerinden biri, “kabir sıkmasıdır”. Akılla anlaşılmayacak bir biçimde kabir, içine konan herkesi şiddetle sıkar. Bu durum, İmam Celaleddin Suyuti’nin rivayet ettiği bir hadise göre Mü’min için, “Daha önce affedilmeyip, üzerinde kalmaya devam eden bütün günahlara kefarettir.” Kafir için ise, azabın en yumuşağı ve başlangıcıdır. Hz. Huzeyfe’nin anlattığına göre: “Bir cenazede Rasulullah (Ona Binler Selam) ile beraberdik. Mezarlığa vardığımızda Rasulullah kabrin kenarında oturdu, sık sık kabrin içine bakmaya başladı ve şöyle buyurdu: ‘Burada Mü’min öyle sıkıştırılır ki damarları ve kasları şiddetten kopar. Kafirin ise üstü ateşle dolar.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned) Tirmizi’nin rivayet ettiği başka bir hadiste ise kabir sıkıştırmasının özellikle dikkat edilmeyen idrar serpintilerinden kaynaklandığı haber verilmektedir.
* Big Bang sürecinin başlangıcında bütün evren on üzeri eksi otuz üç cm. boyutlarındadır. Yani, bir santimetrenin milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, milyonda birinin, binde biri boyutlarındadır. Kütlesi yani ağırlığı ise bu gün sahip olduğu ağırlığın aynıdır. Bu durum, Kabıd isminin en çarpıcı ve ALLAH’ın sonsuz kudretinin en göz alıcı örneklerinden biridir. (Said Alpsoy, ALLAH’ın Varlık Delilleri, 33)
* Bitki, hayvan, insan bütün canlıların, bütün genetik özellikleriyle tek bir hücrede programlanmış olması gibi olaylar da, Kabıd isminin tecellisine ait diğer ilginç örneklerdir.
* Nötron yıldızlarının durumu ise Kabıd isminin tecellisinin bir diğer çarpıcı örneğini oluşturur. Orta büyüklükte bir yıldız yakıtını bitirip süpernova haline dönüştükten yani patlayıp kütlesinin bir kısmını uzaya savurduktan sonra nötron yıldızı halini alır. Atom yapısı değişen eski güneş Kabıd isminin tecellisiyle o denli sıkışır ki, yoğunluğu hayal bile edilemeyecek düzeye ulaşır. Güneşin kütlesi yaklaşık on kilometre çapında bir kürenin içine sıkıştırılmış durumdadır. (Alan Lightman, Yıldızların Zamanı, 49) Bir diğer anlatımla: Bir çorba kaşığı nötron yıldızı maddesinin ağırlığı yaklaşık on milyar tondur. (Halil Kırbıyık, Babillilerden Günümüze Kozmoloji, 83)
* “Kelimenin sonundaki ‘dad’ harfi, dilimizde kalın ‘d’ ile ‘z’ arası bir ses verir. Bu sebepten bazen ‘d’, bazen ‘z’ olarak telaffuz edilmektedir.”(Nureddin Ünal, Esma’ül Hüsna, 52)
PRATİK BOYUT:
* “Rahattaki kalp kabza uğrayıp sıkışır, berrak akıl depresyona duçar olur. Bunların hepsi, ALLAH’ın Kabıd isminin tecellileridir (…) Kabz zamanlarında nefsin ve bedenin muzdarip olur, fakat insanın bu hali sabır ile dengelenmeli ki sabır, imanın yoldaşıdır: ‘ALLAH, sabredenleri sever.” (3/Al-i İmran:146) Kabz zamanlarından istifade etmeye bak, çünkü imanını kuvvetlendirerek seni Yaratıcına yaklaştırma ve O’nun sevgilisi kılma vesilesi olabilir (…) Edep, kabz halinde ortaya çıkabilecek olan problemleri karşılayıp, çözme vasıtamızdır. Böyle zamanlarda bizi odaklanamama, akıl karışıklığı ve şüpheye düşmekten koruyabilir (…) ‘Ya Kabıd’ ölüm meleği olan Azrail’in virdidir.”(Tosun Bayrak, Esmaü’l-Hüsna, 73)
* “Kabz, Yüce ALLAH’ın kuldaki hakkıdır. Bast ise kulun Yüce ALLAH’tan elde edebildiği payıdır. Böylece kul için, Yüce ALLAH’ın kendisindeki hakkını yerine getirmek, kendisinin Yüce ALLAH’tan olan payını elde etmekten daha önemli ve önceliklidir. Yüce ALLAH’ın kabzı halinde kul sızlanmaktan kaçınmalıdır. Yüce ALLAH’ın bast etmesi halinde ise edebi terk etmekten sakınmalıdır. İki durum da büyük bir tehlikedir.” (Şeyh Ebu Ali Dakkak)
* “Her insanın kabzı bastına göre, bastı da kabzına göre olur. Bazen kabzın sebebini tayin etmek, kabz sahibi için zor olur. İnsan kalbinde bir kabz bulur, fakat sebebini ve bu durumu gerektiren şeyi bilemez. O zaman bu tür kabz sahibi için kurtuluş yolu, bu hal ve vakit geçene kadar teslimiyet göstermektir. Çünkü zoraki hareketlerle bu tür kabzı kendinden uzaklaştırmak veya kendisine gelmekte olan kabz halini iradesi ile gidermeye hazırlanmak, kabz halini daha da fazlalaştırır.
Bazen bu çeşit davranışlar kötü bir edeb eseri olarak ta görülebilir. Kul, vaktin hükmüne kendini teslim ederse,çok yakında kabz hali kaybolur. Çünkü Sübhan ve Yüce olan Hak: ‘Kabz ve bast eden ALLAH’tır.’ (2/Bakara:245) buyurmuştur.
Bazen bast aniden gelir. Birden sahibine isabet eder, bunun sebebi bilinmez. Gelen bast, sahibini silkeler ve hafifletir. Bu durumda bast sahibi için kurtuluş yolu, sükunetini korumak ve edebe uymaktır. Çünkü bu halde bast sahibi büyük bir tehlikeye maruz kalabilir.”(Kuşeyri, O’nun Güzel İsimleri, 79)
* “ALLAH dostlarında kabz ve bast tecellilerinin anlamı sıradan insanlara göre, çok farklıdır. Onlarda, kulun yaşadığı bast hali, Hakk’ın sevdiği kulunu kıskandığının ve Kendisinden başka bir şeyle sevinip, rahatlamasını istemediğinin; bast hali ise Hakk’tan sevdiği kuluna bir sitem geleceğinin işaretidir.”(Hucviri)
* “Kendilerine hikmet ilham edilen ve özlü sözler verilen kulların da sıkıntılı (kabz) ve ferah (bast) oldukları zamanlar vardır. Bu kullar, ferah (bast) hallerinde ALLAH’ın ayetlerini ve güzel nimetlerini insanlara hatırlatarak, onların kalplerine ferahlık verirler. Sıkıntılı (kabz) hallerinde ise ALLAH’ın yüceliğini, büyüklüğünü, azabını çeşitli bela ve musibetlerini, ALLAH’ın düşmanlarından intikam alışını insanlara hatırlatarak, onları uyarır ve korkuturlar.”(Gazali)
* “Kul, ALLAH’ın Kabıd ismini kendine örnek edinerek, ehil olmayan ve hak etmeyen kimseye mal, ilim ve hikmet vermemelidir.”(İzz b. Abdüsselam)
İLGİLİ HADİSLER:
* Efendimiz Hz. Muhammed (Ona Binler Selam) bütün ekonomik sıkıntıları, Kabıd isminin tecellileri kapsamında değerlendirmiştir. Bu anlamda, fiyatların aşırı yükselmesinden şikayet eden sahabilerin, önlem olarak, fiyat dondurulması taleplerine cevap verirken: “Fiyat olgusuna hükmeden, rızkı daraltıp genişleten, insanların geçimine dayanak olan nimetleri lütfeden ALLAH’tır.” (Tirmizi) buyurmuştur.